ASKERLER HAKKINDA UYGULANAN HÜKÜMLER.
| İçindekiler:
· Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir? Hangi Suçların İşlenmesi Halinde Memuriyetten Çıkarılır? · Memurun Suç İşlemesi Halinde Disiplin Soruşturması Nasıl Olur? Ceza Yargılamasına Etkisi Nedir? · Memuriyetten Çıkarılma İçin Kesinleşmiş Ceza Mahkemesi Kararı Gerekli Mi? · Suçun İnfazı Süresince Memurluk Yapma Hakkından Yoksun Bırakılma Nedir? · Meslekten Çıkarma Cezasına Tabi Olan Askeri Personeller Kimlerdir? · Askeri Personele Hangi Suçları İşlemesi Halinde Meslekten Çıkarma Cezası Uygulanır? · Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Memuriyete Etkisi Nedir? |
Memuriyete Engel Suçlar Nelerdir? Hangi Suçların İşlenmesi Halinde Memuriyetten Çıkarılır?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. Maddesinde devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel ve özel şartlar belirtilmiştir. Maddenin 5. Fıkrasında “kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak.” düzenlemesi yer almaktadır.
Bu maddeye göre devlet memurluğuna engel suçlar iki şekilde ayrılmaktadır;
1. Kasıtlı Suçtan 1 Yıl veya Daha Fazla Süreyle Hapis Cezasına Mahkûm Olmak:
Devlet Memurları Kanunu’ndaki düzenlemeye bakıldığında kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün kurulması memuriyete engel olarak görülmektedir. İlgili kısımdan da anlaşılacağı üzere, taksirli suçtan mahkûmiyet kurulması veya kasıtlı suçtan mahkûmiyet kurulsa dahi süresinin bir yıldan az olması veya affa uğraması memuriyete engel bir durum oluşturmamaktadır.
2. Suçun Niteliğine Bağlı Olarak Bazı Suçlardan Mahkûm Olmak:
Maddede belirtildiği üzere; süresi ne olursa olsun, affa uğrasa dahi şu suçların işlenmesi sonucunda mahkûmiyet kurulması halinde devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanmaktadır:
- Devletin güvenliğine karşı suçlar,
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,
- Zimmet, irtikâp, rüşvet,
- Hırsızlık, dolandırıcılık,
- Sahtecilik,
- Güveni kötüye kullanma,
- Hileli iflas,
- İhaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma,
- Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama,
- Kaçakçılık suçları.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. Maddesinin “b” fıkrası “Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi;” halinde memuriyetlerin sona ereceğini hükme bağlamıştır. Memurun kanunun memurluğa kabul şartlarında belirtilen suçlardan mahkûmiyet alması halinde memuriyetleri sona ermektedir.
Memurun Suç İşlemesi Halinde Disiplin Soruşturması Nasıl Olur? Ceza Yargılamasına Etkisi Nedir?
Bir hukuk kuralına aykırı hareket edilmesi halinde uygulanacak yaptırımlar, idari veya ceza yaptırımları olarak karşımıza çıkar. Bu kapsamda idare de süreklilik sağlanması ve kamu hizmetlerinin etkili bir biçimde yerine getirilmesi gerektiğinde birtakım yaptırımlar uygulamaktadır. Örneğin memurun işlediği haksız fiil Türk Ceza Kanunu bağlamında suç teşkil ediyor ve disiplin cezası da gerektiriyor olabilir. Bu durumda aynı zamanda hem ceza yargılaması hem idare tarafından disiplin soruşturması yapılabilir. Bu husus kanunun 131. Maddesinde düzenlenmiştir;
“Madde 131 – Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktiremez.
Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.”
Disiplin soruşturması çoğu zaman ceza davasını beklemek zorunda da değildir. Çünkü her ikisi de farklı süreçlere dayanmaktadır. Ancak bazı durumlarda ceza mahkemesinin kararı, disiplin cezasının dayanağını doğrudan bağlayıcı olmasa da etkileyecek nitelikte olabilir. Örneğin; ceza yargılaması sırasında haksızlık teşkil eden fiilin suç oluşturduğuna yönelik ceza mahkemesi kararı disiplin soruşturmasında göz önüne alınır. Bu durumda ceza yargılamasının neticelenmesi beklenir. Disiplin soruşturması bakımından zamanaşımına uğramaması için bu süreçte idare, ceza yargılamasının bekletici mesele kararı yapılmasına karar verebilir. Danıştay kararında da ceza mahkemesi kararlarının disiplin hukukunda etkili olacağı belirtilmiştir:
“Disiplin cezası ile yaptırıma bağlanan suç aynı zamanda ceza hukuku yönünden de yargılama konusu olmuşsa, ceza mahkemelerinin verecekleri kesin kararların, disiplin hukukunda göz önünde bulundurulacak veri ve bilgiler arasında yer alacağı,”
Bir başka Danıştay kararında ceza mahkemesinin kararının, disiplin hukukuna yönelik doğrudan bağlayıcı olmadığı belirtilmiştir:
“Söz konusu kararda isnat edilen eylemlerin kesin olarak davacı tarafından gerçekleştirilmediği yönünde bir belirleme olmadığı, sadece davacının ceza hukuku yönünden cezalandırılabilmesi için kasetin yeterli delil olamayacağının hüküm altına alındığı; dolayısıyla anılan Ceza Mahkemesi kararının davacının disiplin cezası ile cezalandırılması açısından bağlayıcı olmadığı sonucuna varıldığı”
Memuriyetten Çıkarılma İçin Kesinleşmiş Ceza Mahkemesi Kararı Gerekli Mi?
İdari yaptırımlarla kanunların idareyi açıkça yetkili kıldığı hallerde yargı kararına ihtiyaç duyulmaksızın doğrudan idari işlemle ceza tesis edilebilmektedir. Ancak hukuka aykırı fiil Türk Ceza Kanunu’nda açıkça suç olarak tanımlanmış ise, memurun bu suçu işleyip işlemediği ancak ceza mahkemesince verilecek karar neticesinde ortaya çıkacaktır. Danıştay kararları da bu yöndedir:
“Anılan suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda açıkça tanımlanmış olması nedeniyle, davacının bu suçu işleyip işlemediği ancak ceza mahkemesince verilecek karar sonucunda belirlenebilecektir.
Bu durumda, söz konusu ceza davasının nihai olarak sonuçlanıp sonuçlanmadığı hususunun İdare Mahkemesince araştırılması ve ceza yargılaması sonucunda verilecek nihai karar da göz önünde bulundurularak, davacı tarafından, disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin verilen İdare Mahkemesi kararının bu işleme yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”
Bir diğer Danıştay Kararı;
“disiplin cezasına konu fiillerin, Türk Ceza Kanunu mucibince de cezalandırılmasının gerekli olması durumunda, disiplin cezası hakkında karar verilmesi için mevcut deliller yeterli görülmeyerek ceza mahkemesi kararına ihtiyaç duyulduğu kanaati hâsıl olmuşsa, disiplin cezasına konu fiilin hukuki denetiminden önce ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir….Bu durumda, İdare Mahkemesi tarafından, ceza yargılaması neticesinde verilecek karar kesinleştikten sonra disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, bu yönde bir araştırma yapılmadan verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.” denilmektedir.
Kararlardan da anlaşılacağı üzere; hukuka aykırı fiil Türk Ceza Kanunu’nda açıkça suç olarak tanımlanmış ise disiplin cezası hakkında karar verilmesi için mevcut deliller yeterli görülmeyerek ceza mahkemesi kararına ihtiyaç duyulduğu kanaati oluşmuşsa, disiplin cezasına konu fiilin hukuki denetiminden önce ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir. Bu durumda idare tarafından, ceza yargılaması neticesinde verilecek karar kesinleştikten sonra disiplin cezasına ilişkin değerlendirme yapılır.
Suçun İnfazı Süresince Memurluk Yapma Hakkından Yoksun Bırakılma Nedir?
Memurlar, Türk Ceza kanunu bağlamında suç oluşturan bir fiili işlemeleri halinde yargılama neticesinde haklarında kurulan hapis cezası kesinleşip infaz süresi tamamlanıncaya kadar devlet memurluğu yapmaktan yasaklanmıştır.
Bu husus Türk Ceza Kanunu 53. Maddede düzenlenmiştir; bu maddeye göre kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır.
İlgili maddenin uygulanması için gerekli olan ilk şart hapis cezasına mahkûmiyettir. Memurlar, mahkûmiyet kararıyla birlikte infaz süresi tamamlanıncaya kadar devlet memurluğu yapamazlar.
Meslekten Çıkarma Cezasına Tabi Olan Askeri Personeller Kimlerdir?
Askeri personelin işlemiş olduğu suç dolayısıyla meslekten çıkarma cezası ile karşı karşıya kalabileceği durumda uygulanacak hüküm 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 30. Maddesinde düzenlenme alanı bulmuştur. Bununla birlikte her askeri personel, adı geçen düzenlemenin kapsamına girmemekte ve dolayısıyla işlemiş olduğu suç nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile karşı karşıya kalmamaktadır. Bu kanun kapsamına giren askeri personeller; subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişilerdir.
Askeri Personele Hangi Suçları İşlemesi Halinde Meslekten Çıkarma Cezası Uygulanır?
Aşağıda yazılı hallerde askerler hakkında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden çıkarma cezası verilir:
- Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük halinde,
- Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Memuriyete Etkisi Nedir?
HAGB kararı bir mahkûmiyet hükmü sayılmadığından, ceza süresi ne olursa olsun memuriyetin doğrudan sona ermesine neden olmaz. Ancak bu durum idarenin, fiilin niteliğine göre ayrıca disiplin soruşturması açmasına engel değildir. Danıştay kararları da bu şekildedir:
“Söz konusu ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedildiği, hükmün açıklamasının geri bırakılmasının, denetimli serbestlik süresinde hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına geldiği ve mahkûmiyet nedeniyle davacının memuriyetine engel bir halin bulunduğundan söz etme olanağının bulunmadığı,”
Bir diğer Danıştay Kararı;
“Davacının sonuç olarak yüz kızartıcı suç olan ve zimmet olarak vasıflanan fiili nedeniyle 657 sayılı Kanun’un 125/E-(g) maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği tartışmasızdır. Fiilin ve özellikle vasıflandırılmasının; disiplin ve ceza yargılamasında aynı olduğu durumda, idari yargı kararında yapılan inceleme, adli yargıda davacının üzerine atılı suçu işlediği izleniminin oluşmasına sebebiyet vermekte ve bir yandan kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının HAGB kararı bu izlenimi desteklemektedir.
Bu durum, 5271 sayılı Kanun’a göre HAGB ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmamakta ve masumiyet karinesine uygun bulunmamaktadır. (Anayasa Mahkemesi, Başvuru numarası:2020/22692)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının oluşturduğu hukuki durum nedeniyle, bu aşamada; disiplin cezası işleminin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.”
Sonuç
| İŞLENEN SUÇUN NİTELİĞİ | MEMURİYETE ETKİSİ |
| Kasıtlı Suçtan 1 Yıl veya Daha Fazla Süreyle Hapis Cezasına Mahkûm Olmak | Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün kurulması memuriyete engel olarak görülmektedir. |
| 48. Maddenin 5. Fıkrasında Sayılı Suçlardan Mahkûm Olmak | Maddede belirtildiği üzere; süresi ne olursa olsun, affa uğrasa dahi sayılı suçların işlenmesi sonucunda mahkûmiyet kurulması halinde devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanmaktadır. |
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre; memur hakkında kanunun memurluğa kabul şartlarında belirtilen suçlardan mahkûmiyet hükmü kurulması halinde görevleri sona ermektedir. İlgili suçlar Türk Ceza Kanunu bağlamında düzenlenen suçlardan birinin kapsamında olabilir. Bu durumda memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasının yapılmasını geciktirmez. Memurun ceza kanununa göre mahkûm olması veya olmaması durumunda ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz.
Disiplin ve ceza soruşturmaları ayrı süreçlerde işlemektedir. Disiplin soruşturması çoğu zaman ceza davasını beklemek zorunda değildir. Ancak bazı durumlarda ceza mahkemesinin kararı, disiplin cezasının dayanağını doğrudan bağlayıcı olmasa da etkileyecek nitelikte olabilir. Danıştay kararlarına bakıldığında; ceza mahkûmiyet kararlarının idarenin disiplin soruşturması sürecinde doğrudan bağlayıcılığının bulunmadığı ancak kişinin bu suçu işleyip işlemediği ceza mahkemesince verilecek karar sonucunda belirlenebileceğinden ceza yargılaması neticesinde verilen kararın dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nda açıkça suç olarak tanımlanmış ise disiplin cezası hakkında karar verilmesi için mevcut deliller yeterli görülmeyerek ceza mahkemesi kararına ihtiyaç duyulduğu kanaati oluşmuşsa, disiplin cezasına konu fiilin hukuki denetiminden önce ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerekmektedir. Bu durumda idare tarafından, ceza yargılaması neticesinde verilecek karar kesinleştikten sonra disiplin cezasına ilişkin değerlendirme yapılır.
Tüm bu huşular somut olaya göre uyarlandığında farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir. Dolayısıyla disiplin soruşturması sürecinde tarafın hak kaybına uğramaması açısından hukuki destek alması büyük önem taşımaktadır.
HUKUKİ YARDIM
Hukuki uyuşmazlıklar, niteliği ve kapsamı ne olursa olsun, teknik değerlendirme ve uzmanlık gerektiren süreçlerdir. Özellikle, idare hukuku ve ceza hukuku alanında ortaya çıkan ihtilaflar; hak kaybı yaşanmaması, sürecin doğru yönetilmesi ve etkili hukuki koruma sağlanması açısından profesyonel destek gerektirmektedir.
Ankara’da bulunan SEL-ER Hukuk Bürosu, başta idare hukuku ve ceza hukuku olmak üzere; disiplin soruşturmaları, kamu görevlilerine ilişkin işlemler, iptal ve tam yargı davaları, ceza soruşturma ve kovuşturma süreçleri, ayrıca özel hukuk ve diğer tüm hukuki uyuşmazlıklarda danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktadır.
Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, hukuki sürecin stratejik ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması önem arz eder. Bu kapsamda, uyuşmazlıkların önleyici hukuk anlayışıyla değerlendirilmesi, dava öncesi danışmanlık hizmeti alınması ve gerektiğinde yargısal süreçlerin etkin şekilde yürütülmesi, hak ve menfaatlerin korunması bakımından belirleyici rol oynamaktadır.
Hukuki destek ihtiyacı bulunan kişi ve kurumlar, uyuşmazlıklarının niteliğine uygun çözüm yollarının belirlenmesi ve sürecin profesyonel biçimde yürütülmesi bizimle iletişime geçebilirsiniz.